Evet, bu tür değerlendirmeler Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeleri analiz ederken sık sık gündeme gelir. Şöyle toparlayabiliriz:
İran, gerçekten de 1980’lerden beri füze ve insansız hava araçları konusunda yoğun bir birikim yaptı. Balistik füzeler, seyir füzeleri ve dronlar konusunda geniş bir asimetrik savaş kapasitesi oluşturdu. Yani birkaç günde cephaneliğin “bitmesi” pek olası değil. İran savaş stratejisini uzun vadeye göre kuruyor, hızlı tüketim değil, zamanla yıpratma hedeflidir.
İran’ın İsrail’e karşı nisan ayında düzenlediği doğrudan füze ve İHA saldırısı, aslında askeri değil politik ve sembolik bir hamleydi. Füze sayısı çoktu ama çoğu ya durduruldu ya da büyük zarar vermeyecek şekilde planlandı. Bu da saldırının “güç gösterisi” olduğunu düşündürüyor.
“Gazze unutturulmak isteniyor” görüşü, özellikle Filistin yanlısı çevrelerde sık dile getiriliyor. Çünkü uluslararası gündem, İran-İsrail gerilimine kayınca Gazze’deki insani kriz geri plana düştü. İran’ın bu saldırıyı yaparak hem iç kamuoyuna “cevap verdik” mesajı vermesi, hem de uluslararası denklemi etkileme çabası olduğu düşünülebilir.
İran’ın cephanesi büyük oranda duruyor, stratejisi de uzun vadeli. Asıl hedefin askeri zafer değil, politik etki olduğu açık. Gazze konusu ise gerçekten bu tür büyük çaplı gelişmelerin gölgesinde kalabiliyor. Yani “füzeler bitti mi?” değil, “bu füzeler neden ve ne zaman kullanıldı?” sorusu daha önemli.
İstersen bu konuda güncel analizleri veya haritaları da sunabilirim.